Avrasya Gazeteciler Derneğinden Hain Saldırıya sert tepki

Türkiye Devleti Güçlüdür . Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacaktır 

Avrasya Gazeteciler Derneği tüm kurum ve kuruluşların devlet ve milletle birlik ve beraberlik içinde Türk silahlı kuvvetlerine destek olması gerektiğinin altı çizerek şu açıklamayı yaptı.

“Devlet ve milletimiz tarih boyunca kendisine yapılan hiç bir alçak ve hain saldırıya susmamış gerekli cevabı vermiştir. Zalim Esad ve destekçilerinin Suriye’nin İdlib kentinde 34 Mehmetçiğimizin şahadeti ile sonuçlanan alçak saldırısına da gerekli cevabı vermiş ve vermeye de devam edecektir. Aziz şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet aziz milletimize başsağlığı diliyoruz. 

Mübarek üç aylar ve kandil günü, devlet ve millet olarak bizleri derinden üzen ve 34 Mehmetçiğimizi kalleşçe ve haince şehit eden Suriye rejim güçleri ve onların destekçilerini lanetleyip kınıyoruz. 

Hain saldırıya şerefli ordumuz anlayacakları dilden en sert bir şekilde cevap vermişlerdir ve vermeye de devam ediyor.

Dernek olarak Ordumuzun, Bahar Kalkanı Harekatını başarı ile sonuçlandıracağına inanıp güveniyoruz Bu harekâtla Mehmetçiklerimize yapılan alçak ve kalleş saldırının cevabı misli ile verildi ve verilmeye devam edecektir.

Avrasya Gazeteciler Derneği olarak aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet minnet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyor, devlet ve milletimize bir kez daha başsağlığı diliyoruz.”

Avrasya Gazeteciler Derneği

Yönetim Kurulu

Avrasya Gazeteciler Derneği Genel Başkanı İsmail Kahraman’ın hain ve alçak saldırı ile ilgili basında ve sosyal medyada yer alan yazılarını sizlerle paylaşıyoruz.

NE RUSYA NE AMERİKA TAM BAĞIMSIZ #TÜRKİYE
Başın sağolsun Türkiyem
Şehitlerimize yüce Allah cc rahmet
Yaralı Mehmetçiklere acil şifa
Kederli ailelerine sabır diliyorum
Zalim Esed ve destekçisi Rusya’yı lanetliyorum
Canımız Yanıyor
İdlib’den gelen hain saldırı haberi ve 33 vatan evladının şehit olması yüreğimizi dağladı. Bu alçak ve kalleş saldırının mübarek Regaip Kandiline denk gelmesi ise acımızı daha da arttırdı. Sadece şehit evlerinde değil tüm Türkiye’de insanımız kahroldu, ateş düştüğü yeri değil tüm Türkiye’yi yakıp kavuruyor.

Bu saldırı basit bir olay değil. Saldırıyı gerçekleştiren adı açıklanmasa da Rusya’dır. Rusya için insanın hiçbir değeri yok. Çarlık ve komünist Rusya tarihi kan, gözyaşı, vahşet ve soykırımlarla anılmaktadır. Rusya’nın kendi çıkarı için yapmayacağı vahşet ve soykırım yoktur. Rusya’nın Kafkaslar ve Türkistan coğrafyasındaki vahşet ve mezalimiyle ilgili, yıllardan beri yaptığım araştırma ve belgesel çekimlerini yakında kamuoyuyla paylaşacağım.

Rusya’nın yakın geçmişimizde yaptığı vahşet ve soykırımlar halen hafızalarda yerini koruyor. Çeçenistan ve Afganistan’da Rus soykırımı halen acısını hissettiriyor. Araştırma yapıp belgesel çektiğim o ülkelerde vahşetin izlerini görmek mümkündü. Çeçenistan’da Ruslar önce büyük bir soykırım yaptı ve ardından Çeçenleri birbirine kırdırdı. Halen de kırdırmaya devam ediyor.

Afganistan’da yapılan Rus soykırımı ve vahşetini durdurmak ve kurtarıcı olmak üzere buraya gelen Amerika ve Avrupa destekçileri Afganistan’ın altını üstüne getirdiler. Bugün Afganistan’da büyük bir iç savaş yaşanıyor. Soykırım ve vahşetler sonucu 3 milyon insan öldü. 1,5 milyon sakat var. Afgan halkı halen birbirini kırmaya devam ediyor.

Rusya bunu yaparken Amerika ve Avrupa da boş durmuyor. Sözde Arap Baharı adı ile Tunus’da başlayan yalancı bahar yüzünden Amerika; Mısır ve Suriye’yi karıştırdı. Irak’ta yıllardır yaşanan soykırım ve vahşetin halen devam etmesi Amerika’nın açgözlü ve çıkarcılığıdır. Bu bölgelerde araştırma yapıp belgesel çektiğimde bu acıların tümüne şahit oldum ve halen de şahit olmaya devam ediyoruz.

Sözde medeni geçinen dünya devletleri ve özellikle Rusya, Avrupa ve Amerika devletleri, ülkeleri sömürme adına sudan sebeplerle savaşlar çıkarıp özellikle İslam ülkelerinde kan ve gözyaşı akıtıp soykırım yapmaya devam ediyor. Dünya bu vahşete sağar, dilsiz ve kör kalıyor. İnsanlık tarihi büyük bir sınavla karşı karşıya. Bugünlerin tarihi yazılı belgeselini çekildiğinde zalimlere sözde medeni geçinen ülkelere tarih boyu lanet okunacaktır.

Tarih boyu mazlumların yanında olan devlet ve milletimiz Suriye ve Irak’ta yaşanan insanlık dramında insanların yanında oldu. Amerika’nın desteği ile Kürtleri katleden Saddam Hüseyin’e karşı geçmişte, Kürtleri Türkiye korudu. Bugün de Suriye’de Rusya ve Amerika’nın petrol uğruna akıttığı kan ve çıkardığı savaşa Türkiye imkanları ölçüsünde dur demeye çalışıyor. Bu iki ülkenin soykırım ve vahşetinden Suriyelileri korumak adına elinden geleni devletimiz ve milletimiz yapıyor.

Bugün Türkiye’de 4 milyon Suriyeli‘ye Türkiye sahip çıkarken yeni göç dalgasını önlemek içinde İdlib’de ölüm kalım mücadelesi veriyor. Bu yüzden İdlib’de 33 şehit verdik. Mübarek 3 aylar ve kandil gecesi Rusların yaptığı bu saldırıyı hiçbir zaman unutmayacağız ve unutmamalıyız. Bir şeyi daha unutmamamız gerekiyor. Türkiye ne Rusya’ya ne de Amerika’ya güvenmemeli. Geçmişte gençlerimiz tarafından söylenen bir söz vardı “Ne Amerika ne Rusya tam bağımsız Türkiye”

Türkiye binlerce yıllık devlet geleneğine sahiptir. 2250 yıllık kara kuvvetleri askeri tarih geçmişine sahip, çok önemli bir devletiz. Bu kirli savaştan başarıyla çıkacağımıza inanıyorum. Artık birlik ve beraberlik zamanı. Dost ve düşmanı tanıma günüdür. Öncelikle devlet ve millet olarak birlik ve beraberlik seferberliği başlatmalıyız askerimize uzanan elleri kırıp düşmanları yok etmeliyiz.

Türkiye’de yaşayan Suriyelilere çağrıda bulunmak istiyorum. Türkiye’de bugün 4 milyona yakın Suriyeli var Türk ordusu İdlib’de ölüm kalım mücadelesi veriyor. Türkiye 100 yıl önce kurtuluş savaşı verirken; yaşlısı, kadını, genci, erkeği düşmanla tüm Anadolu’da göğüs göğse çarpışarak Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdular. Türkiye ve Türkiye dışında yaşayan Suriyeliler de Avrupa ve gelişmiş ülkelere kaçma yerine kurtuluş savaşı başlatmak için Suriye’ye gitmeli Amerika ve zalim Esad’la savaşmalıdır.

Tarihe not düşüp zamana noterlik yapma adına 28 Şubat 2020 tarihinde Suriye’nin İdlib kendinde yaşanan ve 33 Mehmetçiğimizin hunharca şehit edildiği acı olayla ilgili bilgileri unutmamak ve unutturmamak adına sizlerle paylaşıyorum.

İdlib’te alçak saldırı: 33 Şehidimiz var!
Hatay Valisi Rahmi Doğan, Esed rejimi tarafından İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensuplarına yönelik hava saldırısında 33 askerin şehit düştüğünü açıkladı.
Saldırının rejim unsurlarınca gerçekleştirildiğini belirten Doğan, şunları kaydetti:
“Esed rejim güçleri tarafından İdlib’de TSK mensuplarımıza karşı yapılan hava saldırısı sonucu 22 Mehmetçiğimizin şehit olduğunu kamuoyuyla paylaşmıştım. Yaralılarımızın ve ağır yaralılarımızın olduğunu da ifade etmiştim. Maalesef ağır yaralılarımızdan 7 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hava saldırısı sonucu 33 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hastanelerdeki yaralı askerlerimizin hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Ben tekrar şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, ailelerine başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

DİYARBAKIR’DAN F-16’LAR HAVALANDI
Gelişmelerin ardından Diyarbakır’dan F-16 savaş uçakları havalandı. Hava hareketliliğinin yaşandığı kentten gelen görüntülerde savaş uçaklarının Suriye semalarına doğru hareket ettiği görülüyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Esad rejimine ait bin 709 rejim unsuru, 3 helikopter, 55 tank, 15 zırhlı araç ve 29 obüs imha edildi.

NATO’DAN AÇIKLAMA
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Suriye rejimi ve destekçisi Rusya’nın İdlib’deki saldırılarını kınadı ve saldırılara son vermeleri çağrısında bulundu.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile İdlib’deki faaliyetlerin sevk idare edildiği Hatay’daki Taktik Komuta Yeri’ne gitti.
AK Parti Sözcüsü Çelik, “Mülteci politikamız aynıdır ama ortada bir durum var, artık mültecileri tutabilecek durumda değiliz.” dedi.
İdlib’de Türk askerine yapılan saldırının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama geldi. ABD tarafından yapılan açıklamada, “Bu krizde Türkiye’yi en iyi nasıl destekleyebileceğimize dair seçeneklere bakıyoruz.” denildi..
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Rusya Hava Kuvvetleri’nin Türk askerinin vurulduğu bölgede operasyon yapmadığı bilgisine yer verildi.
Açıklamada, Ankara’nın Moskova’yı Türk askerinin bulunduğu yer hakkında önceden bilgilendirmediği belirtildi.Türkiye’nin İdlib’deki koordinat merkezi ile sürekli temas halinde olduklarını belirten Rusya Savunma Bakanlığı “Türkiye’nin kayıpları sonrası ateşkesi uygulamaya hazırız” bilgisine yer verdi.
Öte yandan Rus haber ajansları, Karadeniz filosundan Cruise füzesi atabilen iki fırkateynin Suriye kıyılarına gönderileceğini duyurdu.
NATO, İdlib’deki saldırının ardından Türkiye’nin talebi üzerine bugün olağanüstü toplanacak.


MİLLİ SAVUNMA BAKANI RUSYA’YI YALANLADI
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar yaptığı son dakika açıklamasında Rusya’nın açıklaması ile ilgili “Birliklerimizin bulunduğu yerler önceden Rusya’nın sahadaki yetkilileri ile koordine edilmesine rağmen bu saldırı gerçekleştirilmiştir. İlk atışa müteakip bir kez daha uyarı yapılmasına rağmen saldırı devam etmiş, bu hava saldırıları sırasında ambulanslar dahi vurulmuştur” ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İdlib’deki hain saldırı sonrasında uçak, SİHA ve kara ateş destek vasıtalarıyla 200’den fazla rejim hedefinin ağır şekilde ateş altına alındığını, 5 helikopter, 23 tank, 10 zırhlı araç, 23 top ve obüs, 5 mühimmat kamyonu, bir SA-17, bir SA-22 hava savunma sistemi, 3 mühimmat deposu, 2 malzeme deposu, 1 karargah binası ve 309 rejim askerinin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Tarihte Sinop” Konferansında Şehitleri Andık
Gebze Sinoplular Kültür Derneği tarafından düzenlenen “Tarihte Sinop” konferansında belgesel tadında Sinop tarihine yolculuğa çıkıp Sinop’ta Kırım Savaşları Şehitleri ile ilgili hazırladığımız belgesel gösterimi yaptık. İdlip şehitleri için Fatiha okuduk.
www.iktav.com olarak araştırıp www.devrialem.tv kültür hizmeti olarak belgeselleştirip birçok TV kanalına gönderdiğimiz Sinop’tan Kırıma şehitlere vefa belgeselin tanıtım fragmanı
https://youtu.be/actkkzrv1VU
Kırım’da Rus mezalimi belgesel sinevizyonumuz
https://m.youtube.com/watch?v=50qpD-HjcjA
28 Şubat Cuma günü Gebze Sivil Toplum Merkezindeki konferansta Sinop’un kültür medeniyet ve zaferler tarihindeki yeri ve önemini anlattık
Hain ve alçak saldırı sonucu İdlib’te şehit olan Mehmetçiklerimiz için Fatiha okuyup dua ederek başladığımız, konferansı sosyal medya üzerinden canlı yayınladık.

Şehitlerimiz Gönlümüz ve Kalbimizde Yaşayacak
34 vatan evladı Mehmetçiğimiz Zalim Esad ve destekçisi Rusya tarafından yapılan saldırı ile şehit olmuşlardı. İdlib şehitlerimizi ebediyete uğurluyoruz Aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet minnet ve şükranla anarken, değerli arkadaşım gönül insanı İbrahim Çiçek beyin şehitlerimizle ilgili yazdığı Şiiri sizlerle paylaşıyorum. Şehitlerimiz kalp ve gönlümüzde yaşayacak. Onları unutmayacağız. İdlib şehitlerimizin şahsında tüm şehitlerimizin aziz ruhu için hep birlikte bir Fatiha üç İhlas okuyalım.
El Fatiha…

Vatanımız namusumuzdur bizim
Biz vatansız vatan bizsiz olamaz
Otuz üç tesbihat şehitler gözüm
Biz vatansız vatan bizsiz olamaz

Yandı bağrımız kor gibi yandı
Otuz üç kere Sinem dağlandı
Seksen bir ilin hepsi ağladı
Biz vatansız vatan bizsiz olamaz

Toprağın mayası şehidin kanı
Zalimler kopardı otuz üç canı
Şahadete gittiler bir Kandil günü
Biz vatansız vatan bizsiz olamaz

Fert fert canımız kurban vatana
Lanet olsun vatanını satana
Vatan çok kutsaldır vatandır ana
Biz vatansız vatan bizsiz olamaz

İbrahim der vatan bizim canımız
Feda olsun olsun bu vatana kanımız
Bundan sonra yine yansa bağrımız
Biz vatansız vatan bizsiz olamaz
İBRAHİM ÇİÇEK

Tarihçi Murat Bardakçı’nın Keleminden İdlib
(Habertürk gazetesi 09 Eylül 2018 )

Habertürk yazarı Murat Bardakçı, Rusya’nın havadan, merkez yönetimin karadan harekât düzenlediği Suriye’nin İdlib kentinin Osmanlı’daki yerine ve önemini yazdı. Arşivlerde ‘Edlib’ diye geçtiğini belirten Bardakçı, İdlib’in Osmanlı’daki 3 büyük vilâyeti olan Halep’e bağlı olduğunu bu nedenle merkezin yakından takip ettiğini ifade etti.

Bardakçı, 17. asrın önde gelen entelektüellerinden ve devrinin en seçkin kitap koleksiyoncularından olan kızlararağası Beşir Ağa’nın İdlib’de bir cami inşa ettiğini, Osmanlı’nın önemli veziriazamlarından olan Köprülü Mehmed Paşa’nın ise burada vakfının bunduğunu yazdı. Vakfın İstanbul’un sabun ihtiyacını giderdiğini belirten Bardakçı, Suriye’nin Halep, Şam ve Lazikiye’nin bilindiğini buranın bilinmemesinin nedenini “İmparatorluktan millî devlete geçiş döneminde geniş toprakların elden çıkması, sınırların daralması, dolayısı ile bir zamanlar bize ait olan yerlerin hafızalardan silinmesi” olarak açıkladı.

Bardakçı’nın Haber Türk’te “İdlib, meşhur sadrazam Köprülü Mehmed Paşa’nın en büyük vakıflarından birinin merkezi idi” başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

İdlib meselesi dolardaki artışı bile geride bırakacak kadar önem kazandı ve gündemin ilk sırasına yerleşti…

Etraftan günlerdir “İdlib işi de nereden çıktı? Şimdiye kadar İdlib’in ismini bile işitmemiştik, böyle bir yerin mevcudiyetinden haberdar değildik” dendiğini işitiyorum…

Böyle diyenler aslında haklıdırlar, zira bizde “Suriye” dendiğinde senelerden buyana sadece Şam, Halep, Humus ve Lâzkiye gibi yerler hatırlanır; toprakaltı tarihî eser meraklıları Rakka’yı, arkeolojiden hoşlananlar da Palmira’yı bilirler ama Suriye’de sınırlarımızın hemen yanı başındaki diğer yerleşim merkezleri hatırlardan artık tamamen çıkmıştır.

Bu bilmemenin temelinde imparatorluktan millî devlete geçiş döneminde geniş toprakların elden çıkması, sınırların daralması, dolayısı ile bir zamanlar bize ait olan yerlerin hafızalardan silinmesi vardır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Halep’e bağlı olan ve daha önce gündeme gelen El Bâb ile Münbiç kazâları gibi İdlib de işte hatırlamadığımız bu yerlerden biridir…

Asırlar boyunca İstanbul’dan tayin edilen idarecilerin, bize ait olduğu son dönemlerde de yine İstanbul’daki Mülkiye Mektebi’nden mezun kaymakamların idare ettikleri İdlib hakkında arşivlerimizde yüzlerce belge vardır. O zamanlarda Halep’e bağlı bir ilçe olan bölgenin ismi kayıtlarda “İdlib” yahut “Edlib” diye geçer ve sözünü ettiğim belgeler İdlib’in asayişinden camileri ile tekkelerinin idaresine ve halkın gıda ihtiyacından ticaretine kadar hemen her konudadır.

EN BÜYÜK ÜÇÜNCÜ VİLÂYET

İdlib’in bağlı olduğu Halep, imparatorluk devrinde İstanbul ile Kahire’den sonra en büyük üçüncü vilâyet olduğu için her zaman göz önünde idi ve Halep’in yanı sıra bu vilâyete bağlı kasabalarda olup bitenleri de devlet gayet yakından takip ederdi. Bu alâkanın yanı sıra bölgenin birçok yerinde ve İdlib’de de camilerin yanı sıra hayır işleri için mekânlar da inşa edilmiş ve bütün bu müesseselerin denetimi de İstanbul’dan yapılmıştı.

Meselâ, 17. asrın önde gelen entelektüellerinden ve devrinin en seçkin kitap koleksiyoncularından olan kızlararağası Beşir Ağa, İdlib’de bir cami inşa ettirmişti…

İdlib’de hayır işi yapanlar arasında yine 17. asırda yaşamış çok önemli bir devlet adamı daha vardı: Oldukça ileri yaşta sadrazamlığa getirilmesinden sonra aldığı tedbirlerle devleti dağılmaktan kurtarmış ve ailesi de önemli hizmetlerde bulunmuş olan Köprülü Mehmed Paşa…

Köprülü Mehmed Paşa

Arnavutluk’un Berat Sancağı’na bağlı Ruznik Köyü’nde dünyaya gelen Köprülü Mehmed Paşa saray okulu Enderun’da yetişmiş, kethüdalıktan valiliğe kadar devletin çeşitli makamlarında bulunmuş, zamanla daha da yükselmiş ve devletin gayet fena bir vaziyette olduğu bir dönemde, 5 Eylül 1657’de Dördüncü Mehmed ile annesi Tarhan Sultan tarafından sadrazamlığa getirilmişti.

Senelerdir devam eden birçok isyana son veren ve elden çıkan bazı toprakları da geri alan Köprülü, hayattan 31 Ekim 1661’de Edirne’de ayrıldı ve yerine oğlu Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa tâyin edildi.

Köprülü Mehmed Paşa, devlete verdiği önemli hizmetlerin yanısıra çok sayıda hayır eseri de yaptırtmıştı. Bozcaada’da, Yanova’da, Rudnik’te, Turhal’da, Vezirköprü’de, Lefke’de, Antalya’da, Şam’da, Gümüşhacıköy’de, Bolu’da, Sapanca’da ve Balkanlar’da çok sayıda han, cami, mescid, mektep, çeşme, köprü ve değirmen yaptırtmış, buralara gelir getirmesi için yine bir hayli han, hamam, dükkân ve değirmen vakfetmiş, sahip olduğu birçok köy ile tarım arazisinin gelirini de hayır eserlerine bırakmıştı.

Veziriazam Köprülü Mehmed Paşa’nın İdlib’deki vakıflarına ait bir muhasebe kaydı (Osmanlı Arşivi, C.EV/123-6123).

Paşa’nın kurduğu ve böyle zengin gelirlere sahip vakıflardan biri de İdlib’de idi. Çevredeki zeytinliklerden elde edilen zeytinyağını kullanan ve bölgedeki en büyük sabun imalathanelerinin de sahibi olan vakıf, uzun seneler İstanbul’un sabun ihtiyacının bir kısmını karşılamış, vakfın faaliyetlerinden elde edilen gelirler Mekke ve Medine’de fakirlere dağıtılmıştı.

İşte, hemen burnumuzun dibinde olmasına rağmen, şimdilerde bazılarımıza uzak iklimlerde imiş gibi görünen İdlib’in bize ait olduğu günlerinden birkaç enstantane…(Kaynak Habertürk gazetesi )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir